— HOUSE M.D. — 6. SEZON İLE DEVAM EDİYOR
Huysuz, ukala, çekilmez, asosyal, saplantılı ve aynı zamanda dahi bir doktor, teşhis konulması zor hastalıklar ve bu konuda eğitilmek için özenle seçilmiş genç doktorlar…
Televizyon dünyasının Nobel Ödülü olarak tanımlanan Humanitas Prize ödülüne, Altın Küre ve Emmy’e layık görülen House M.D. tüm zamanların en iyi hastane dizilerinden biri.
İngiliz oyuncu Hugh Laurie’nin performansı ile bambaşka bir anlam kazanmış olan Dr. Gregory House karakteri her bölümde ekibi ile birlikte hastalıkları teşhis ve tedavi etmeye çalışıyor. House M.D. ile yalnızca Dr. House’un zekasına hayran kalmayacaksınız aynı zamanda insan anatomisine bambaşka bir gözle bakacaksınız.

– HOW I MET YOUR MOTHER — 6. SEZONU İLE DEVAM EDİYOR
How I Met Your Mother, Ted’e ve onun eşine nasıl âşık olduğuna ilişkin bir komedi. Ted bu aşkın hikâyesini gelecekte, çocuklarına anlatıyor.
27 yaşındaki Manhattan’lı mimar Ted, arkadaş grubuyla kendine küçük bir dünya yaratmış bir genç. Grupları dört kişiden oluşuyor: En iyi arkadaşı, hukuk öğrencisi Marshall (Jason Segel), dokuz yıldır birlikte olduğu anaokulu öğretmeni sevgilisi Lily (Buffy the Vampire Slayer’ın Willow’u Alyson Hannigan) ve kendine özgü fikirleri olan, takım elbise giymekten şaşmayan, kızlarla tanışmak için sağlam bir yöntem geliştirmiş Barney Stinson (Neil Patrick Harris). Onun kalıcı ilişki kurmak gibi kaygıları yok. Tersine, renkten renge koşuyor. Bizim onunla tanıştığımız sıralarda Lübnanlı kızları beğeniyor, bir önceki favorisi yarı Asyalı kızlarmış. Günler böylece akıp giderken, Marshall, anaokulu öğretmeni Lily ile evlenmeye karar verdiğini açıklayınca Ted (Josh Radnor) paniğe kapılıyor. Romantik Ted’in bekâr kalmaya hiç niyeti yok ve eğer gerçek aşkı bulmaya niyeti varsa, onun da harekete geçmesi gerek. Derken Robin Scherbatsky (Cobie Smulders) ile tanışıyor ve ilk bakışta âşık olduğunu düşünüyor. Acaba sahiden öyle mi?
Aslında biz diziye, gelecekte, 2030 yılında başlıyoruz. Olgunlaşmış, durulup oturmuş Ted Mosby, iki çocuğuna, oğlu (David Henrie) ve kızına (Lyndsy Fonseca) ‘Size bir hikâye anlatacağım,’ diyor. Anneleriyle nasıl tanıştığının hikâyesi. Dinlemek mecburi, öyle benim canım sıkıldı diye kalkıp gitmek yok. Baştan da uyarıyor: ‘Uzun bir hikâye.’ O anlatırken biz de 2005′e dönüyoruz. Gelecekten bölümler ise bu uzun hikâyeyi renklendiriyor. Carter Bays ve Craig Thomas’ın yarattıkları dizi, başından sonuna kadar 25 yıllık ara ile, geçmiş ve gelecek arasında gidip geliyor ama bizim için ‘şimdi’ olan, Ted’in geçmişi. Oğlu ile kızına hikâyesini anlatan yaşını başını almış Ted’i görmüyoruz, sadece onu konuşan Bob Saget’in sesini duyuyoruz.

— THE PACIFIC — 10 BÖLÜMLÜK MİNİ DİZİDİR
Cehennem Bir Okyanus Uzaklıktaydı!
Tom Hanks ve Steven Spielberg’ten hafızalara kazınacak bir savaş destanı.
ABD ve Japonya; dünyanın iki ayrı ucunda, iki süper güç… Ve okyanuslar aşılıp verilen bir savaş… İki ülke de ellerinde ne varsa öne sürüyor. En önemlisi de yüz binlerce askerinin hayatını ortaya koyuyor. 10 bölümden oluşan mini dizi The Pacific, II. Dünya Savaşı’nın Pasifik cephesine odaklanıyor. Ve orada evden çok uzakta, bilinmeyen bir coğrafyada insanüstü direnç gösteren üç askerin iç içe geçen gerçek yaşam hikayelerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Tom Hanks ve Steven Spielberg’in yapımcılığını üstlendiği The Pacific, hafızalara kazınacak yepyeni bir TV destanı yazıyor. Kendinizi savaşın içinde bulmaya hazır olun.

— INTO THE WEST — 6 FİLM UZUNLUĞUNDA MİNİ DİZİDİR
INTO THE WEST, BEYAZ ADAM’IN BATI AMERİKA’YA YERLEŞİMİNİ, AMERİKAN YERLİLERİNİN TOPRAKLARINDAN SÜRÜLMESİNİ VE YAŞANAN ÇATIŞMALARI İŞLİYOR.
19. yüzyılda Amerika. Uçsuz bucaksız topraklarıyla yeni bir kıta, yeni bir dünya. Bir tarafta büyük umutlarla Amerika’ya göçen eski kıta sakinleri, diğer tarafta bu toprakların asıl sahipleri; yerli Amerikalılar ya da yaygın adlarıyla kızılderililer.
Önceleri sadece Amerika’nın doğu yakasına, başlıca Virginia ve çevresine yerleşmiş beyaz adamlar 1820′li yıllardan itibaren yeni umutların peşinde batıya, California adı verilen verimli topraklara hareket etmeye başlar. Bu yeni göç kaçınılmaz olarak beyazlarla yerlilerin karşı karşıya gelmesine yol açacaktır. Tarihin en büyük çatışmalarından biri, uzun ve sancılı bir süreç başlayacaktır.
Into the West, bu toprakların nasıl kazanıldığının (ya da kaybedildiğinin), Amerika’nın nasıl parçalandığının gerçek öyküsüdür.
Yapımcılığını Steven Spielberg’in üstlendiği Into the West, her birini ayrı bir yönetmenin çektiği 2 saatlik 6 bölümden oluşan epik bir dizi. Beyaz Adam’ın Batı Amerika’ya yerleşimi, Amerikan yerlilerinin bu değişimden etkilenişi ve bölgenin 1825 ile 1890 yılları arasındaki gelişimini konu ediyor.
Into the West Amerikan tarihindeki en dramatik dönemi, yerlilerin yavaş yavaş topraklarından atılmalarını iki tarafın da bakış açısından başarıyla resmediyor.
Bütçesi 50 milyon doları aşan Into the West’in çekim sürecinde, yaşayan Amerikan yerlileri hem danışman hem de oyuncu olarak kullanıldı. ABD’de ilk bölümü 10 Haziran’da yayınlanan dizi, yılın en iddialı TV yapımı.

— PERSONS UNKNOWN — 1. SEZON FİNALİNİ YAPTI. DEVAM EDECEK
Kaçırılan ve gözlerini hayalet bir kasabada açan yedi kişinin kasabadaki hikâyesi anlatılmaktadır. Kaçırılan bu insanlar kasabaya yerleştirilen kameralar sayesinde takip edilmektedir. Kasabanın her tarafında yüksek şiddetli mikrodalgalar gönderen “Aktif Tepki Sistemi” olduğu için kasabada bir yerden sonrasına geçilememektedir. İnsanları kaçıran ve kasabalara yerleştiren ise bir “organizasyon”dur. Bu organizasyon, insanları kaçırmakta ve çeşitli yerlere götürerek insanların tutumları üzerinden analizler yapmaktadır. Ayrıca kaçırmaların “program” denen bir projeyle ilgisi vardır.

— 30 ROCK — 5. SEZONU İLE DEVAM EDİYOR
Emmy ve Altın Küre ödüllü komedi dizisi 30 Rock’ta bir televizyon programının kamera arkası gözler önüne seriliyor.
30 Rockefeller Plaza’daki The Girlie Show’un setini izleriz. Programın başyazarı Liz Lemon’ın yalnızca iş yaşamı değil özel yaşamı da patronunun ölümü ile değişecektir. Özellikle de yeni patronu Jack bir Hollywood yıldızını programa dahil etmek isteyince.

— COUPLING — 4. SEZON İLE FİNALİNİ YAPTI
Coupling, altı bekar arkadaşın özellikle kadın erkek ilişkileri üzerine sonsuz çabalarının anlatıldığı cesur bir dizi. Dozunda kullanılan cinsellik, kadın ve erkek dünyalarına dair sadece ‘dost sohbetlerinde konuşulan’ konuların işlenmesi her iki cins için de diğer cinsin ‘deşifresi’ anlamına geliyor. Coupling, kadın izleyiciler için ‘erkekleri tanıma kılavuzu’ ve tabii erkek izleyiciler için de bir tür ‘taktik rehberi’.

— DEXTER — 5. SEZONU İLE DEVAM EDİYOR
Gündüzleri adli tıp polisi, geceleri ise seri katil, üstelik ikisinde de çok başarılı. Bir katili bir başka katilden daha iyi kim anlayabilir! Öldürme arzusu dışında insani duygulardan yoksun doğan Dexter, ahlaki değerleri olan bir seri katil: Sadece yasaların elinden kaçmayı başaran canileri öldürüyor.
Üç yaşında öksüz ve yetim kalan Dexter, bir polis tarafından evlat edinilmiş. Yeni babası, Dexter’ın karakterindeki karanlık tarafı çok geçmeden fark etmiş ve onun önü alınamayan şiddet arzusunu, insan öldürenleri öldürmeye kanalize etmesini sağlamış. Bunun sonucunda Dexter, hem seri cinayet işleyenleri hem de kanundan yakasını kurtaran diğer katilleri kendine hedef olarak seçmeye başlamış. Dexter Morgan içindeki müthiş öldürme arzusuna karşın, günlük hayatta insanlarda hayli sakin, iyi huylu ve kendi halinde bir adam izlenimi bırakıyor. Sempatik görünümü sayesinde, kimse onun böyle bir “karanlık tarafı” olabileceğinden şüphelenmiyor
Dexter, şaşırtıcı olay örgüsüne ve kahramanına rağmen, ilk bölümünden itibaren en sevilen diziler arasında yerini aldı. Bu başarıda, iki kez Altın Küre ve oyuncuların meslek kuruluşu SAG ödülüne aday olan, televizyon eleştirmenlerinin En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alan Michael C. Hall’un da büyük payı var. Dexter, sizi bir katilin zihninin kanlı derinliklerinde dolaşmaya çıkarırken, Six Feet Under’dan tanıdığımız Michael C. Hall onu sempatik ve karizmatik kılarak bütün etik anlayışınızı değiştirecek. Onunla bağ kurarsanız kendinizi suçlu hissetmeyin.

—- MAD MEN —- 4. SEZONU İLE DEVAM EDİYOR
Kim olduğunuzun, ne istediğinizin ya da neyi sevdiğinizin hiçbir önemi yok. Her şey elinizdekini nasıl pazarladığınızla alakalı. İşte The Sopranos’un Emmy ödüllü yapımcı ve yazarı Matthew Weiner’den gerçeğin nasıl satılabileceğine dair kışkırtıcı bir dram. 1960′ların New York’unda geçen Mad Men, sizi herkesin bir şeyler sattığı ve hiçbir şeyin beklentiniz doğrultusunda gerçekleşmediği sürprizlerle dolu bir dünyaya, reklamcılığın güçlü ve görkemli “Altın Çağı”na götürüyor. Egonun hüküm sürdüğü bu dünyada esas oyuncular satış sanatındaki ustalıklarını sergilerken, bazen satışa çıkan kendi özel yaşantıları olacak. Mad Men’de olaylar reklam gurusu Don Draper etrafında dönüyor ama sektörde yerini korumak o kadar kolay değil.

— ROME — 2. SEZONU İLE FİNALİNİ YAPTI
Yıl İ.Ö. 52. Cumhuriyet, paylaşılan iktidar ve şiddetli kişisel rekabet ilkeleri üzerine kurulmuştu, tek bir adamın mutlak kontrolü ele geçirmesine asla izin verilmezdi. Ama şimdi bu temeller çatırdıyor, yozlaşma ve aşırılık onları yiyip bitiriyor.
Gaius Julius Sezar, sekiz yıllık savaşın ardından Galya’yı fethetmiş, Roma’ya dönüyor. Yanında savaşlarda tecrübe kazanmış, sadık adamlarıyla köleler, altın ve ganimetlerden oluşan, hayal edilemez büyüklüktü bir servet var. Elinin altında da, radikali sosyal değişiklik için popülist bir ajanda. Aristokrasi dehşete kapılıyor, Roma’ya girerse onu savaş suçlarından yargılamakla tehdit ediyorlar. Hassas iktidar dengesini sağlayabilecek kişi Senato’da: Sezar’ın (Ciarán Hinds) eski dostu, ortağı ve hamisi Pompey Magnus. Sezar’ın 13′üncü Lejyon’undan iki asker, Lucius Vorenus (Kevin McKidd) and Titus Pullo (Ray Steveneson), lejyonlarının çalınan ve lejyonun birleştirici simgesi olan bayrağını geri getirmek üzere Galya’ya gönderildiklerinde, merkezde durum bu.
Bu gidiş, onların kadim Roma’nın önemli gelişmelerine bulaşmalarına yol açacak bir olaylar zincirini başlatıyor. Aşk ve ihanet, efendiler ve köleler, karılar ve kocalar üzerine çarpıcı bir dram olan, dev bütçeli yapım Rome, bir cumhuriyetin yıkılışını ve bir imparatorluğun yaradılışını anlatıyor.

— V — 1. SEZON FİNALİNİ YAPTI. DEVAM EDECEK
Dev uzay gemileri Dünya’daki büyük şehirlerin üzerinde görünür ve Dünya dışı canlıların güzel ve karizmatik lideri olan Anna adındaki “Visitors”, gezegene barış amacı için geldiklerini söylemektedir. Bir grup insan ise bu iyiliksever olduklarını söyleyen ziyaretçilerin samimiyetinden şüphe duymaktadır. |